İçeriğe geç

Savcılar ne yapamaz ?

Savcılar Ne Yapamaz?

Bir Gecenin Sessizliğinde

Kayseri’nin geceyi sarıp sarmalayan soğuk havasında, içimde bir kaygı vardı. Bir şeyleri yanlış yapmıştım, ama doğruyu bulmak için çaba sarf etmem gerektiğini hissediyordum. O an, hayatımda bir kavram var ya, “adalet”… Adaletin tam anlamıyla ne olduğunu tam kavrayamamıştım. Her şey, bir savcının bir davayı takip ederken yaşadığı gibi karmaşık ve belirsizdi. Ama bir şey kesindi: savcılar da insan, ve bazı şeyleri yapamazlar. Bu gece bunu çok daha derinden hissettim.

Bir arkadaşım, Ahmet, başına gelen bir olayın ardından adaletin peşine düşmek zorunda kalmıştı. Olay, tam anlamıyla karmaşık ve içinden çıkılması zor bir hal almıştı. Ancak savcıların yapması gereken bir şey vardı; ancak ne yazık ki, bu bazen duygularla karışan, gerçeklerin ötesinde bir şeydi: Adaletin tam anlamıyla sağlanamaması. O gece, Ahmet’i düşündüm. Savcılar ne yapamaz? Savcılar, bazen duyguları ve insanları anlamazlar.

Adaletin Kırılgan Yüzü

Ahmet’in başına gelenler, bir suçtan daha fazlasıydı. Ailesinin içine düştüğü o karanlık, kimsenin görmeye cesaret edemediği yıkım, tüm şehri derinden etkilemişti. Herkes, suçlu ve suçsuzun ne kadar net bir çizgide olduğunu söyleyebilirdi. Ancak kimse bir insanın içinde neler olduğunu gerçekten bilemezdi.

Savcılar, kanunları uygular, gerçekleri ararlar. Bu, onların göreviydi, bu da kesin. Ama ne yazık ki, onlar da zaman zaman insan olmanın ne demek olduğunu unutabiliyorlardı. Ahmet’in dosyasındaki her sayfa, her savunma ve her suçlamada bir boşluk vardı. Duygular vardı. Aile bağları vardı. Yalnızca kanunların soğuk bakış açısıyla bakmak, birçok şeyi görmeyi engelliyordu.

İçimdeki bir hisse kapıldım. Duygusal bir bakış açısına sahip biri olarak, savcıların bu kadar mekanik olmasına nasıl katlanabiliyordum? Gerçekten de savcılar, insanların kalbini ve ruhunu anlamak zorunda değillerdi, değil mi? Ama ya da… Ne yaparlardı, tam olarak? Onlar neyi kaybediyorlardı?

Savcılar Ne Yapamaz?

Savcılar, suçluları cezalandırmak için görevliydiler, bunu biliyorum. Ama savcıların insanları anlama gücü yoktu. Savcılar, düşünceleri okuma gücüne sahip değillerdi. Bir insanın içindeki korkuları, kaygıları, çaresizliği ve hatta masumiyeti hissetme yetenekleri yoktu. Kimse onlara, bir kişinin kendisini savunurken gerçekten ne hissettiğini anlatamazdı. Çünkü savcılar, sadece “kanıt”la ilgileniyordu. O gece, Ahmet’in gözlerine baktığımda, savcıların yapamayacağı bir şey olduğunu fark ettim: Bir insanın çaresizliğini görmek, gözlerinden ne geçirdiğini anlamak.

Savcılar, kanıtları toplar, delilleri değerlendirir, ama insanları… Bunu yapamazlar. Kimse, bir kişinin hayatındaki en kötü anı tam olarak anlayamazdı. Kimse, bir insanın neden yanlış bir şey yaptığını içindeki duygusal fırtınaları gözlemleyerek kavrayamazdı. O yüzden adalet, savcıların elinde bir mantık çarkı olmaktan öteye gidemezdi. Duygusal bağlar ve yıkılmış hayatlar hep ikinci planda kalıyordu.

Kendi Adaletimi Bulmaya Çalışırken

O gece, Ahmet’in yaşadığı bu olayları düşünürken, biraz da içsel bir hesaplaşmaya girdim. Ben de bir şeyleri yanlış yapmıştım, en azından ruhumda bir boşluk vardı. O savcının, içinde bulunduğum durumu anlamadığını fark ettim. O kadar çok şey vardı ki açıklayamayacağım… ve kimse beni anlamayacak gibiydi. Savcılar ne yapamaz? Onlar, bir insanın içinde barındırdığı duygusal acıyı ne kadar anlamaya çalışsalar da, bu onların işi değildi.

Benim içimdeki hayal kırıklığı büyüyordu. Ne kadar istesem de, doğruyu bulmak, yaşadığım duygusal karmaşayı anlamak bu kadar kolay değildi. Savcılar, kanıtları doğru şekilde incelemek zorundaydı, ama insanların duygusal dünyası hakkında ne kadar bilgi edinebilirlerdi ki? Bu sorularla baş başa kalmak, en zor şeydi. Çünkü bazen, insanlar sadece kendi içlerinde ne yaşadıklarını anlatmak isterlerdi. Ama o duyguları herkesin anlayabilmesi ne yazık ki mümkün olmuyordu.

Sonuç: Adaletin Gölgeleri

Ahmet’in davasını düşündükçe, bir kez daha şunu fark ettim: savcılar ne yapamaz? Savcılar, duygusal bağları anlamazlar. Kimse, bir suçun ya da suçsuzluğun arkasında ne tür insanlık dramlarının yattığını görmeyi istemez. Çünkü onlar sadece kurallara odaklanırlar. Ama ben… ben o gece, bir insanın derinlerinde ne kadar çok acı, ne kadar çok umut ve hayal kırıklığı olduğunu düşündüm. İnsanlar, bazen sadece anlaşılmak isterler, ama bu, savcıların yapamayacağı bir şeydir.

Savcılar, kanunları uygularlar, hakikatleri ararlar ama insan olmanın derinliklerinde kaybolmuş duyguları yakalayamazlar. O yüzden adaletin de bir sınırı var.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

mecidiyeköy escort
Sitemap
piabella